Cinsellik ve Eşcinsellik: Hristiyanlar ve Yerel Kilise için Kutsal Kitap’tan Yardım

Ken Wiest

Son günlerde Batı’da bazı tanınmış Hristiyanların eşcinsel olduklarını ilan ettikleri, bazılarının da eşcinsel hareketi destekledikleri görülmeye başladı.1  Bazı Batı kültürleri eşcinsel evlilikleri şaşırtıcı bir hızla kabul edip onaylamaya başladılar.2 Türkiye’nin bazı yerlerinde bile eşcinsel evlilik yaygın bir şekilde kabul görmeye başladı.3 Eşcinsellik konusunun yanı sıra evlilik içi ve evlilik dışı cinsel ilişkiyle ilgili genel sorular olduğu da görülmekte.

Kutsal Yazı insan cinselliğiyle ilgili sessiz kalmadığı için bu konular biz Hristiyanlar için de tabu olamaz. Bu harika armağanı sağlayan Tanrı olduğuna göre, bugünkü aleni tartışmaların ışığında, O’nun cinsellik hakkındaki fikrini bilmemiz gerekir. Tanrı sözünde bizlere hem bu konudaki bakış açısını bildirmiş hem de insanın bu armağanı nasıl yozlaştırıp kötüye kullandığını göstermiştir.

Eşcinsellik hakkında Kutsal Kitap temelinde bir görüş oluşturmak için öncelikle Tanrı’nın cinselliği hakkındaki görüşünü ana hatlarıyla bilmemiz gerekir. Bu yüzden önce Kutsal Kitap’ta cinselliğin nasıl ele alındığına genel hatlarıyla değinelim, ardından yine bu çerçevede eşcinselliği değerlendirelim.

 

Kutsal Kitap’ta Cinsellik

Tanrı erkek ve kadını cinsel varlıklar olarak yarattı. Yaratılış 1:27’de erkek ve kadın, cinsel ayrım belirli biçimde özel birer İbranice sözcükle cinsel varlıklar olarak tanımlanır. Erkek ve kadın cinselliği, Tanrı’nın insanoğlundaki benzeyişini oluşturan bir parçasıdır. İnsan cinselliği, yaratılışın “iyi” olması ve erkekle kadının “yeryüzünü doldurması” için gereklidir (krş. Yar. 1:28,31). Cinsellik Tanrı’nın dünya hakkındaki tasarılarının dışında değildir, hatta yaratılış amacının tamamlanmasının kilit bir parçasıdır.

Kutsal Kitap, ilk evlilik birliğinin görüldüğü Yaratılış 2’den başlayarak, evlilik birliği dahilinde cinsel ifadenin normal, sağlıklı ve beklenen bir şey olduğunu öğretir. Dahası evlilikteki cinsellik zevk alınan, övülen ve teşvik edilen bir unsurdur (krş. Özd. 5:15-19; 1Ko. 7:1-5). Bireyin kendini cinsel yönden ifade etmesinin tek amacı üreme değil, yakınlık, neşe ve hoşnutluk dolu bir “tek beden” olma ilişkisini yaşamaktır. Ezgilerin Ezgisi kitabının tüm bölümleri, özellikle 5:1’deki ifadeler bu ilişkiyi anlatır. İnsanın bu parçası, Tanrı’nın insandan talep ettiği kutsallığa aykırılık yaratmaz, evlilik birliği dahilindeki cinsel ilişki, kirli veya utanç verici değildir. Sadece erkeğin isteyip zevk aldığı bir şey değildir, kadın da cinselliği isteyip bundan zevk alır (bkz. Ezgiler Ezgisi’ndeki kadın ifadeleri).

Kutsal Kitap evlilik birliği dahilindeki cinsel ilişkiyle ilgili detay vermez (cinsel ahlaksızlığın her türlüsünü engellemek için gerekli olan düzenliliği teşvik eden 1Ko. 7:1-5 dışında). Sıklığından, vücut pozisyonlarından, yöntemlerden, cinselliğin yapılabildiği yerlerden vs. bahsetmez. Buna göre bu meselelerde çiftin genel bir özgürlüğü olduğu sonucuna varılabilir. Ancak, Kutsal Yazıların diğer esaslarına dayanarak, iki unsurun cinsel ilişkiye dair meseleler üzerinde karara varmaya yardımcı olduğu görülür: Çiftin karşılıklı aşk ilişkisi ve çiftin içinde bulundukları kültürel sınırları. (Kutsal Kitap’a dayalı kurallara uyduklarını veya bunlara ters düşmediklerini farz ediyoruz.)

Eşler tarafından karşılıklı kabul edilen ve kültürün izin verdiği standartların dışına düşen her türlü istek ve talep reddedilebilir; bu reddediş eş tarafından anlayışla karşılanmalıdır.

“Standart yüksektir: zihinsel bakirelik. Tanrı hem erkeği hem kadını yarattı ve ikisi için de bu standardı belirledi.”

Bu standartların dışındaki cinsel ilişki Tanrı tarafından onaylanmaz, kabul edilmez. Standartlar dışı derken, her tür şehvet, cinsel fantezi, zina veya her tür evlilik dışı veya evlilik öncesi (hatta nişanlı olunsa bile) cinsel ilişki söz konusudur. Bu listeye, kaçınılmaz olarak şehvet ve fanteziyi içeren mastürbasyon ve müstehcen cinsel ilişkiyi gösteren pornografiden hafif pornoya kadar her tür pornografi ile cinsel tahrik ve fanteziye yol açan her türlü görsel ve işitsel malzeme de bunlara dahildir. Kutsal Yazılarda belirtilen diğer yasaklar arasında, evlilik içinde cinsel şiddet4, eşin dışında herhangi bir akrabayla cinsel ilişki ve hayvanlarla cinsel ilişki de yer alır (krş. Lev. 18).

Standart yüksektir: zihinsel bakirelik (Mat. 5:28; ayrıca 1Se. 4:1-8; 1Ko. 6:12-20). Tanrı hem erkeği hem kadını yarattı ve ikisi için de bu standardı belirledi. Bu yüzden bunu koruyan kimsenin zarar görmeyeceği mutlaktır. Buna göre, gençlerin (özellikle erkeklerin) cinsel sağlıklarını korumak için seks yapmaları gerektiği inancı yanlıştır.

Kutsal Kitap’ın, yani Tanrı’nın standardı böyle net olduğuna göre, insanın cinsellik paklık konusunda çoğunlukla zayıf olduğunu ve Şeytan’ın cinsel yönden baştan çıkarmayı iyi bildiğini de hesaba katarak (1Ko. 7:5’te yazılana dikkat), bireylerin cinsel günahı önlemek için büyük, ciddi, dikkatli ve güçlü bir çaba göstermesi gerektiği anlaşılmaktadır (Mat. 5:27-30, 1Ko. 6:18). Baştan çıkarmalardan (cinsel ima sözleri, giyim, fiziksel jestler – gözler dahil – baştan çıkarıcı yerlerden etkilenmek vs.) kaçınmak Hristiyan’ın zırhının bir parçası olmalıdır. Ayrıca, kültürün cinsel ahlaksızlıktan sağlıklı bir şekilde uzak durmaya yönelten makul ilke ve düşünceleri benimsenmesi ve uygulanması bu zırha destek sağlar. Cinsel günahtan “kaçmak”, imanlının (ister erkek ister kadın) pak kalabilmek adına bu günahı tahrik edecek, ayartmaya yol açacak fiziksel (yer bakımından), duygusal ve zihinsel ortamdan mümkün olduğu kadar kendini uzak tutması, karşılaştığı an derhal ve aslında kelimenin tam anlamıyla kaçması anlamına gelir.

Bu tür günahlara karşı en büyük silahımız, kimliğimizin Mesih’te olduğunu ve Kutsal Ruh’un bedenlerimize yerleştiğini kabul etmektir. Bedenimiz Kutsal Ruh Tanrı’nın tapınağıdır. Dahası, belirlenen zaman geldiğinde bedenimiz dirilecektir. Bu da bedenimizin Tanrı’nın gözünde ayrı bir önem taşıdığını gösterir. Bedeninde Kutsal Ruh’un bulunduğu bir imanlının cinsel bir günah işlemesi, aslında bu günahı bedeninde yaşayan Mesih’le işletmesi anlamına gelir ki düşüncesi bile korkunçtur (1Ko. 6:12-20).

 

Kutsal Kitap’ta Eşcinsellik

Eşcinsellik son yıllarda dünyada ön plana çıkan bir meseledir. Eşcinseller dünya nüfusunun az bir oranını teşkil etseler de, toplumun gözünde itibar kazanma savaşları şaşırtıcı şekilde güçlüdür ve çabuk gelişmiştir. Peki, Kutsal Kitap’ın görüşü nedir ve imanlı eşcinselliği nasıl görmelidir? İmanlı ve kilise bu meselede neden sessiz kalan taraf olmamalıdır?

Yeni Ahit’te eşcinsellikle ilgili ana referanslar Romalılar 1:26-27, 1. Korintliler 6:9-10 ve 1. Timoteos 1:9-10’dur. Romalılar 1’e göre eşcinsellik, Tanrı’nın günaha karşı gazabının bir sonucu olup nihayetinde insanın genel vahyi reddedişinin ve kendine tapınmasının sonucudur.  1. Korintliler 6’da iki terim kullanılır; biri eşcinsel ilişkide aktif olan, diğeri de pasif olan içindir. Bu tür ilişkide taraflardan hiçbiri Tanrı’nın gazabından muaf değildir.  Romalılar 1 hem eşcinsel şehveti hem de eylemi vahye karşı günahkâr bir yanıt olarak ve Tanrı’nın insanı günaha “teslim etmesinin” bir sonucu olarak tanımlar. Böylece İncil’de, evlilik bağı dışında erkeklerin kadınlara şehvet duymasının günah olması gibi, erkeğin erkeğe (veya kadın kadına) şehvet duymasının da günah olarak tanımlandığı görülür. Ancak bu bağışlanamaz bir şey değildir; eşcinsel eylemlerde bulunan veya bu yönde arzuları olan insan, diğer günahlarından olduğu gibi, Mesih’in kanı sayesinde bağışlanıp aklanabilir.

“İncil’de, evlilik bağı dışında erkeklerin kadınlara şehvet duymasının günah olması gibi, erkeğin erkeğe (veya kadın kadına) şehvet duymasının da günah olarak tanımlandığı görülür.”

Eski Ahit’te eşcinsellikle ilgili anahtar metinler Yaratılış 19:5,13, Levililer 18:22 ve 20:13’tür. Eşcinsel eylemler yasaklanıp yargılanır. Bunlar, Levililer 18’de kınanan çeşitli cinsel faaliyetlerin uzun bir listesinde yer bulur. Eşcinsel ilişki “iğrenç bir şey” olarak tanımlanır ve ölümle cezalandırılması gerektiği belirtilir.  Levililer 18-20’de, İsrail halkı, Tanrıları Yahve kutsal olduğundan dolayı kutsal bir yaşam sürmeye çağrılmıştır.

Yaratılış 19’daki metni, özellikle eşcinsellik savunucuları,  Tanrı’nın eşcinselliğe yönelik gazabını hafife alan bir yorumla değerlendirir. 19:5’teki “yatalım” sözcüğünün İbranice karşılığının “tanımak” fiili olmasından yol çıkarak, Sodomlu adamların bu misafirlere kabalık derecesinde bir yaklaşımda bulunmasından ötürü kentin yargılandığını iddia ederler. Buna göre ayetteki ifade “Getir onları da tanışalım” olmalıdır.

Belirgin iki kanıttan ötürü bu iddianın yanlış olduğu kolayca görülebilir. Kutsal Kitap’ta da söz konusu İbranice kelimenin sıklıkla Yaratılış 4:1’deki gibi cinsel ilişki anlamında kullanıldığı görülür (“Adem karısı Havva’yı bildi”). Buna ek olarak, Lut erkeklere “bu kötülüğü” etmemeleri için yalvarır (19:6). Misafirlerini Sodom’un erkeklerinden korumak için onlara “erkek yüzü görmemiş” kızlarını sunar (19:8; “Yeter ki, bu adamlara dokunmayın” demiştir). Kullanılan ifadenin cinsel ahlaksızlığı niteleyen bir fiili anlattığı ve Lut’un gözünde niyetlerinin kötü olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

 

Eşcinsellik Neden Tanrı’ya Karşıttır?

Yazının başında Tanrı’nın cinsellik konusunda çizdiği genel çerçeveye değinmiştik. Bu çerçeveye göre cinsellik konusunda imanlının standardı iki temele dayanır: Tanrı’nın kutsallığı ve Tanrı’nın insanı yaratma amacı.

İnsanın Tanrı’nın kendisi için belirlediği cinsiyetten memnun olmayıp onu ameliyatla değiştirmesi iki bakımdan sorundur, günahtır: Tanrı’nın verdiği bedeni bozmuştur ve Tanrı’nın verdiği kimliği çarpıtmıştır. Bu kişinin cinsiyet değişimi ardından evlenmesi de söz konusu olamaz, çünkü mevcut duruma göre eşcinsel bir evlilik söz konusu olur. Ancak Tanrı’nın verdiği cinsel kimliğine dönerse, bu tövbenin bir işareti olabileceğinden dolayı, evlenmesi uygun olur. Ya da hayat boyu bekâr kalmalı.

Eşcinselliğin modern savunucularının, az önce değindiğimiz Kutsal Kitap metinlerini farklı yorumlama konusunda çok sayıda yazıları mevcuttur. Savunmaları çoğunlukla üç meseleye odaklanır:

  1. Günümüz ile eski çağlar arasında kültürel farklılıklar olduğunu, bu nedenle eski yasakların artık geçerli olmadığını iddia ederler. Kültürel normların değiştiğini varsaysak bile, Kutsal Yazı’nın açık öğretisi reddedilemez. Kutsal Kitap’taki cinsellik öğretisi Kutsal Kitap dönemindeki kültüre dayanmaz, Tanrı’nın cinselliği var etme tasarısına dayanır. Bu tasarıya aykırı olan her şey insan eliyle yapılan yozlaştırmadır. Kutsal Yazıların yanı sıra, kilise tarihindeki tüm ortak öğretiler ve hatta seküler (laik) dünya tarihi, eşcinselliği ahlak dışı bir eylem olarak kabul etmiştir. Buna göre, eşcinselliği geçerli bir eylem ve yaşam tarzı olarak kabul etmek kişiyi hem Kutsal Yazı’ya hem kilise tarihine karşıt bir duruma, yani pek de savunulamaz bir konuma düşürür.
  2. Kutsal Kitap’ın eşcinselliğe karşıt olmadığına inananlar Kutsal Kitap’ın yasakladığı eşcinselliğin “kötü, şehvet dolu eşcinsellik” olduğunu vurgularlar; yasaklanan eylem türlerini belirlemek için “cinsel hiyerarşi, baskı veya kötüye kullanma” gibi terimleri kullanırlar. Bir önceki alt başlıkta değindiğimiz ayetler, cinsel eylemden ve cinsel ilişkiden bahsederken adalete aykırılık konusuna girmemiştir ama zaten gerçekte asıl mesele adalet değildir.
  3. Eşcinsellik savunucuları, yoz eşcinsellik ile gerçek aşk veya “tek eşli eşcinsellik” arasında fark olduğunu iddia ederler. Ancak yine söz konusu metinler bu tür ayrımlar yapmaz. İsa ve Pavlus’un da konuşmalarında belirttiği gibi, evliliğin başlangıçtan itibaren erkek ile kadın arasında olması tasarlanmış ve buyurulmuştur. Buna göre evlilik cinsel tamamlayıcılığa dayalıdır. Eşcinsel birleşme bu öğretiyi alaşağı eder.

Tanrı’nın tasarısı, buyrukları, uyarıları, eylemlerinde ve sözlerinde bu konuda çizdiği çerçeve bu denli belirginken, eşcinsellik savunucularının nihayetinde sevgiye, birliğe ve Tanrı’ya yönelen yüreğe sahip olduklarını öne sürmeleri, pratikte tüm bunları göz ardı etmeden mümkün değildir.

Birey, eşcinsellik meselesinde iyi bir niyetle görüş olarak veya kendi kişisel yöneliminde kararsız kalmışsa atabileceği iki adım vardır: Tanrı’nın bu konuyla ilgili sözlerini iyice öğrenmek ve kendi niyetiyle, düşünceleriyle Tanrı’nın sözleri arasındaki farklılıkları karşılaştırmak üzere masaya yatırmak. Her günahta olduğu gibi, bireyin bu konuda öğrendiği gerçeklere dayanarak alçakgönüllülükle Tanrı’yı haklı görmeyi bu günahından daha çok arzulaması gerekir.

 

Hristiyan’ın ve Kilisenin Eşcinselliğe ve Eşcinsel Bireye Tutumu

Eşcinsellik günahtır ve Tanrı’nın gazabının hedefidir, ancak diğer günahlardan farklı bir kategoriye konulmamalıdır; bu anlamda Tanrı’yı hoşnut etmeyen eylemleri yapmış olan kendimiz de aynı konumda yer almışızdır. Müjde diğer günahlar gibi bu günahtan ve eyleminden de özgürlük sağlar. Eşcinsellerin her günahkâr gibi sevilmeye ve kabul görmeye ihtiyaçları vardır. Hiçbir şekilde konuşulmazlarsa, bir araya gelinmezse bu insanlar sevildiklerini ve kabul gördüklerini nasıl anlayacaklar? Tanrı’nın günaha, insana bakış açısını bilmeden, tüm bunlar uğruna Oğlunu feda ettiğini öğrenmeden, Tanrı’nın kendileri için tasarılarını kimden, nasıl duyacaklar? Ayrıca bir hırsızla konuşurken nasıl ona sürekli ve sadece hırsız olduğunu ve tövbe etmesi gerektiğini söyleyip durmuyorsak, bu insanlara yaklaşımımızda da hikmetli olmayı öğrenmemiz gerekir. 

Birçok insan “günahkarı sev, günahtan nefret et” denkleminde bir ikilemde bulur kendisini ve sonucunda sadece bir tanık olsa bile kendisi de gerçeğe tutunmadığı sürece aldanabilir. Eşcinsel eylemleri sevgi temelinde değerlendirmeye başlamak, günah değilmiş gibi görmek, bunları bir ölçüde bile olsa hoşgörmek sadece basit bir yanılgı değildir; bu bakış açısı Tanrı’nın bu eyleme karşı tutumuna zıt olduğundan dolayı, Tanrı’yı bu konuda haksız ve hatalı bulmaktır. Bu durum diğer kişinin Müjde’ye ihtiyacı olmadığı durumuna getirir, böylece eşcinseli cehenneme mahkûm eder.

“Eşcinsellik günahtır ve Tanrı’nın gazabının hedefidir, ancak diğer günahlardan farklı bir kategoriye konulmamalıdır.”

İmanlılar Mesih’e gelirler ve yaşamlarını her türlü baştan çıkarıcı şeyle mücadele ederek sürdürürler. Cinsel arzuların varlığı ile bunun cinsel eyleme yansıması aynı şeyler değildir. Aynı cinse ilgi gösteren ama cinsel ilişkide bulunmayan Hristiyanlar olabilir. Tıpkı kadınları arzulayan bir erkeğin hareketlerini ve düşüncelerini denetlemesi gerektiği gibi, aynı cinse ilgi duyanların da ahlaki yaşama yönelerek hareketlerini kontrol etmeleri gerekir. Eşcinsel eylemlerin imanlılar arasında görülmesi durumunda kilise diğer ahlakdışı eylemlere karşılık verdiği tarzda davranmalıdır. Günahını sürdürmekte ısrar edenlere bir disiplin cezası olmalı, tövbe edenler de sevgiyle kabul edilmelidir.

Eşcinsellik savunucularının konuşmaları çoğunlukla haklar, adalet ve kişinin kendine dürüst olması temaları çerçevesindedir. Eşcinsel topluluk, cinselliklerini Kutsal Kitap merceğinden yorumlamak yerine, insanları Kutsal Kitap’ı kendi cinsellik merceklerinden yorumlamaya teşvik eder.5 Bu yüzden kilisenin meseleyi tekrar Kutsal Kitap’ın dile getirdiği çerçevede anlamlandırmak için gayret göstermesi gerekir.

Kimlik kelimesi sıklıkla eşcinsellik tartışmalarında kullanılır. Kişinin kendisini eşcinsel kimliğe sahip ilan ederek, aynı cinsle olma arzusunu bir karaktere, hedefe ve kökene dayandırır. Bir Hristiyan şarkı sözü yazarı geçenlerde, yıllarca eşcinsel kimliğini inkâr etmenin kendisi için bir işkence olduğunu ve kendimizle savaşmak yerine kendi cinsel yönelimimizi Tanrı’dan bir armağan olarak kabul etmemiz gerektiğini belirtmiştir.6 Buradaki sorun, bu genç kadının kendi kimliğini cinsel olarak kendisini çekenle ifade etmesidir. Deneyimli bir pastör şöyle belirtmiştir: “[Arzularınıza gem vurup sizi baştan çıkaran şeylere direnmek yerine] kendinizi sizi baştan çıkaran şeylerle veya arzularınızla tanımladığınızda bu çirkefliğin sonu gelmez!”7 Bir imanlı olarak Hristiyan birey kendisini arzuları veya onu çeken şeylerle değil, Mesih’le özdeşlemeyle tanımlamalıdır. Bundan dolayı kilisede bu günahla mücadele edenler, bu konuda kendi içlerinde savaşanlar, Tanrı’ya teslim etmiş Tanrı çocuğu olarak görmeyi hedeflemelidir.

 

Sonuç Olarak

Cinsellik Tanrı’nın verdiği armağandır, “iyi” olan yaratılışın bir parçasıdır. Tanrı’nın yaratma amacına uygun bir şekilde ifade edildiğinde, doya doya sevinç duyulacak bir şeydir. Ancak Tanrı’nın amacına uygun ifade edilmezse, günah söz konusudur. Kilisenin, imanlıların görüşü ve duruşu bu yönde olmalıdır. Her günah için geçerli olduğu gibi, bu günahtan da tövbe edilirse bağışlama ve kabul kilisenin duruşunun bir parçası olmalıdır.

Cinsel günahı işleyen birey Kutsal Ruh’tan yoksun, imanlı olmayan biriyse, kilise ve imanlı Müjde’yi detaylı bir şekilde açıklar, sevgi ve dostluk gösterir, dua eder ama asla günaha hoşgörüyle bakamaz. Söz konusu kişinin kiliseye gelmesi durumunda hikmetli davranmak önemlidir; duruş ve yaklaşım kişiden kişiye değişebilir. En önemli nokta, imanlıların dengeli bir tutum sergilemesidir. Eğer birey günah işlemeye devam ederse, kiliseyi bu konuda zor durumda bırakmayı sürdürürse, kiliseye gelmesinin engellenmesi söz konusu olabilir. Yine de olgun imanlılar, imanlı olmayan bu insanlarla dost olup onlara yardım etmeye devam etmelidir.

Kutsal Ruh’un gücüne sahip olan ve bu tür cinsel günahı işleyen imanlı söz konusuysa, tövbe için kendisine fırsat verilmeli, kilise disiplin süreci sevgiyle, bilgelikle, dikkatli bir şekilde sürdürülmelidir.

Bu konu artık yaygın olduğundan dolayı tarafsız kalmak veya görüş sahibi olmayı gerekli görmemek doğru bir tutum değildir. Her imanlının, diğer konularda olduğu gibi, bu konuda da bir duruşa sahip olması gerekir. Aynı şekilde kilisenin de belli bir tutuma ve hazırda bir bilgiye sahip olması doğrudur. Eşcinsellikle ilgili konularda imanlılar olarak net ve açık, sevgi dolu ve bilgece cevaplar vermeye hazır olalım.     

Kevin DeYoung8 aynı cinse ilgi duymayı da içeren her tür günaha karşı mücadele edenlere kilisenin verebileceği beş söz olduğunu belirtir:

1. Karşılama. Söz veriyoruz ki size tıpkı diğerlerine olduğu gibi aynı misafirperverliği sağlayacağız. Geldiğiniz için teşekkürler.

2. Dostluk. Sizin de kilisedeki diğerleri gibi arkadaş edinmenizi istiyoruz. Hepimizin arkadaşlığa ihtiyacı var. Karşılıklı hesap vermeye ihtiyacımız var. Sevgiye ve gülümsemeye ihtiyacımız var. Bizim yükümüzü taşıyacak, bizim de onların yükünü taşıyacağımız insanlara ihtiyacımız var.

3. Gerçek. Kabulü veya anlaşılması zor gelen bölümleri hafifletmeden Kutsal Kitap’ı vaaz edeceğiz. Görkemli bölümlerin öne çıkmasına, korkutucu bölümlerin işe yaramasına izin vereceğiz. Ne kadar zor, tehlikeli veya rağbet görmeyenlerinden olsa da, Tanrı’nın bütün öğütlerini benimsemek için kendi yaşamımızda çabalayacağız. Bunu siz de yapmalısınız.

4. Müjde. Olabildiğince sıklıkla, Mesih’in ölümü ve dirilişinin müjdesiyle ilgili ilahi söyleyip konuşacağız. Bağışlanmaya ihtiyacınız olabilir, bizim de sizin bağışlamanıza ihtiyacımız olabilir. Hata yaptığımız zamanlar olacak ama hedefimiz mümkün olduğunca gerçek, lütuf ve Müjde dolu bir yer olabilmektir.

5. Umut. Geçersiz kılınmış günahın gücünü kırana iman ediyoruz. Yaşam değişikliğine iman ediyoruz. Ebedi yaşama iman ediyoruz. Yıkanıp yenilenebileceğimize, yeniden doğabileceğimize iman ediyoruz. Tanrı’ya hamdolsun, bir gün olacağımız şeyi daha henüz olmadığımıza iman ediyoruz.

Bu makale ilk olarak şurada yayımlandı: e-manet Sayı 37 (Ekim-Aralık 2014), s.5-11.

Topics